Blog

Türkiye'nin İlk Freelance Sitesi

Home » Gönderen Mala Hari

Freelancer Olabilmenin Dayanılmaz Hafifliği

Üniversite yıllarında, sabah 9 akşam 6 çalışma hayatı bana kâbusun ta kendisi gibi gelirdi. Her sabah yataktan zar zor kalkıp, “geç kalıyorum” telaşıyla o metrobüs senin, bu otobüs benim koşturmak, mesai bitimine kadar dakikaları saymak ve en kötüsü de bitmek bilmeyen bir loop’a girmiş gibi tekrar eden birbirinden sıradan günlerin içinde kaybolmak… Sanki bir yerlerde plak takılmış, devamlı başa  sarıyor gibi… Hafta içi, o sakin gündüzleri yaşayamamak, sokaklarda dolaşıp, bir yerlerde kahve içememek… Ofiste çalışmak özgürlüklerin bitişiydi; kişiliğimi kapının girişinde askıya asmak ve çarkın içinde aynılaşmak demekti.

Bu sebeple bu hayata olabildiğince direndim ancak bir yerde pes etmem gerekiyordu. Pes ettiğim noktada da o çarkın içindeki yerimi aldım. Öğrenciyken masa başı bir işte çalışmakla ilgili ne kadar ön yargım vardıysa, hepsi doğru çıktı. Bunları birebir ete kemiğe bürünmüş bir şekilde yaşadım. Tabii ön göremediğim başka dezavantajları da vardı; örneğin patron faktörü. George Orwell’in 1984’ünde çok güzel tasvir ettiği Büyük Birader’in “Çalış, çalış, daha çok çalış” diyen gözleri üzerimdeydi. Ben ne yaparsam yapayım, ne kadar çok çalışırsam çalışayım tatmin olmuyordu. Sabah 09.00 akşam 18.00 olabilseydi keşke mesai saatleri! Mesai bitiminde işten çıkmak erken sayılıyor, işim olmasa da çalışıyormuş gibi yaparak en az bir-iki saat daha ofiste takılmam bekleniyordu.

Bir zaman sonra kendimi kaybolmuş hissetmeye başladım. Kendime ayıracak zamanım kalmamıştı. Kitap okuyamaz, sinemayı bırak DVD’de bile film izleyemez oldum. Hafta sonları ise hafta içi hiç vaktim olmadığı için iki güne sıkıştırmam gereken kişisel bakım işleriyle geçiyordu; bir bakıyordum hafta sonu bitiveriyordu. Sonra yine başlasın şenlik! Kendi öncüllerinin tekerrürü olan bir hafta daha gelip, yakama yapışıyordu.

Ve sonunda bir yerde fren patladı, çevremdeki dünya baş aşağı büyük bir hızla devrilirken bir gün işi bırakma kararı aldım. Çok kolay olmadı ama yaptım. Yaptığım anda da büyük bir rahatlama yaşadım. Tabii bu rahatlama maddi sıkıntıların baş östermesine kadar sürecekti, biliyordum ama bu sefer freelance çalışmakta kararlıydım.

Tabii ki de Türkiye’de freelancer olmak da bir gül bahçesi vaat etmiyor, aylık geliriniz masa başı çalışanlara göre daha dengesiz. Sigortanızı ödeyen yok, bunun da çaresine bakmak size kalmış. Her zaman elinizde iş de olmayabilir, ya da sizi geçindirecek kadar iş olmayabilir. Maalesef bunlar da büyük zorluklar; ancak çalışma saatlerini kendiniz belirliyor olabilmenizin verdiği özgürlüğün ve sizi izleyen gözlerden, ayağınızı kaydırmak isteyen dedikodulardan uzakta olmanın da ayrı bir kafası var! Siz de ofis hayatında fotokopi makinelerinin soğuk ışıklarına bakmaktan bunaldıysanız, denemeye
değer. Kendinize daha çok alan açıp, rahat bir nefes alacağınız kesin!

Mata Hari

Türkiye’de freelancer olmak

Ülkemizde özellikle yazılım alanında; geliştirici ya da tasarımcı olarak çalışan birçok kişi, yazılımcı maaşlarınında şaka gibi olduğunu göz önünde bulundurarak, bir çok projede freelance olarak görev almaktalar. Ancak ne yazık ki ülkemizde freelance olarak çalışmak, kişilere haddinden fazla yükümlülük ve stres vermekten başka bir işe yaramıyor. Bu yazıda özellikle freelance iş yapmak isteyen yazılımcı ve tasarımcı arkadaşlar için, karşılaşabilecekleri sıkıntılardan bahsetmek istiyorum.

-Yasal Zorluklar-

Açıkcası Amerika’da ve Avrupa’da ki diğer ülkerde ki freelance çalışanlar için yasal düzenlemelerin nasıl olduğunu bilemiyorum fakat bizim ülkemizde ki zorluklarla karşılaşmadıkları düşüncesine inancım olduğunu söylemek istiyorum. Bu yazıyı okuyanlar arasında, oralarda ki freelance çalışanlar için olan yasal düzenlemeleri bilen arkadaşlarımız olursa, lütfen bizi aydınlatsınlar.

Freelance çalışırken, yaptığınız işlerde/yer aldığınız projelerde genellikle çalışacağınız saati belirleyip (tahmin -estimate- edip) kendiniz için belirlediğiniz saat birimlik ücret ile çarparak bir fiyat verirsiniz. Şirket değilsinizdir ve verdiğiniz emeğin karşılığında bir ücret talep ediyorsunuzdur. Ancak hiç bir gelir kayıtsız olamaz ve bunun karşılığında fatura vermeniz gerekir. E tabi kişi olarak fatura kesemeyeceğinize göre bir şirket olmalısınız. Tek çareniz var şahış şirketi kurmak. Ancak bir şirketiniz olduğunda, iş yapın ya da yapmayın, ödemeniz gereken ücretler olacaktır. Bu durum freelance çalışanlarda bir yüktür tabi ki, çünkü bazen ayda 2-3 iş alabileceğinzi gibi, 3-4 ay iş alamadığınız dönemlerde olabilir, ve eğer bir şirket kurmuşsanız (ki en basiti şahıs şirketi) bu iş alamadığınız dönemlerde de muhasebecisinden, zart vergisine zurt vergisine, kendi bağkur priminize kadar yine aylık belirli bir ücret ödemek durumundasınız.

Bu yükten kurtulmak için icat edilen yöntemler ise, sizi bu yükümlülüklerden kurtarmayacağı gibi, daha başka kanuni zorlular içersine sokacaktır. Örneğin, genellikle freelance çalışanların baş vurduğu bir yöntem olan başka bir şirket üzerinden fatura kestirip, kdv oranında ücreti faturayı kesitirdiği şirkete ödeme yoluyla müşterisine fatura vermek, dışardan bakıldığında “e vergimizi de ödedik win win” gibi görülsede, hem etik değildir, hem de yaptığınız/yapacağınız işte imzaladığınız sözleşmede farklı isim; verdiğiniz faturada farklı isim olacağından, olası bir durumda hem sizin hem faturayı kesitridğiniz şirketin hemde faturayı verdiğiniz şirketin başına iş açar. Ne siz ne de müşteriniz birbiriniz üzerinden bir hak talep edemez duruma gelebilirsiniz.

İcat edilen bir diğer yöntem ise, müşterinize gider pusulası kestirmek. Bu yöntemde müşteriniz %10 stopaj ödeyerek sizi fatura kesmekten ve kdv ödemekten kurtarmış oluyor ancak bunda da sıkıntı şu ki; adınıza kesilmiş bir çok gider pusulası makbuzu olursa, vergi dairesi peşinize düşebilir ve sizi serbest meslek erbabı olarak değerlendirip vergi mükellefi yapabilir.

Gördüğünüz gibi fatura kesmediğiniz sürece rahat yok ve fatura kesmek içinde en basitinden sahış şirketi kurmanız gerekiyor.

– Türkiye’de ki firmaların yazılım ve yazılımcıya bakışı-

Tüm bu yasal yükün dışında bir de ülkemizde ki (dev şirketler hariç) şirketlerin teknoloji ile olan ilişkileri hala daha fax makinesi / kettle seviyelerinde olduğu, mail atmanın bile işi bilen bir kaç personel tarafından yapıldığı, 15 yıllık bilgisayarlar ile personeline iş yaptırıldığını göz önünde bulundurursak, sizden isteyecekleri iş ile ilgili hiç bir fikirlerinin olmadığı ve ne olursa olsun adam akıllı memnun olmayacaklarını hatırlatmak isterim.

Genellikle (eğer kendinize referans olacak büyük büyük işler yapmamış bu işe yeni başlıyorsanız) zaten etrafınızdan, eşinizen dostunuzdan referansla gider iş alır yada onların işlerini yapıyor olursunuz. Bu işler de ilk başta hevesle girişirsiniz ve onlarda merakla dinlerle. Ancak bir süre sonra (ki bu süre bazen aynı gün içinde olur) durup bir bakarsınız ki, sanki siz “Allah aşkına yapayım bu işi size” demişsiniz de, onlarda “e hadi bi yaptıralım” demiş gibi saçma bir duruma gelmişsinizdir.

Daha sonra bu teknolojinin t’sinden yazılımın y’sinden bi haber müşteriniz, başlar size anlatmaya, birde üstüne kuyruğu dik tutacak ya, araya da bir iki “ben de anlıyorum bu işlerden” dediğini zannettiği kelime/cümle sokmaya kalkar. Sonunda size aslında ihtiyacı olan ile hiç alakası olmayan bir proje anlatmış olur. Mühim olan sizin çok dikkatle dinlemeniz ve gerçekten müşterinizin ihtiyacını anlamanızdır, adam gibi anlamadan bir fikir edinip de sakın ben zaten anladım havalarına girmeyin, iyice anladığınızdan emin olana kadar sorun, daha çok sorun, iyice anladığınızdan emin olun. Eğer biraz tecrübeli/yetenekli iseniz ve kendizede güveniniz varsa, müşterinize aslında ihtiyacına yönelik çözümün ne olacağını anlatmaya çalışırsınız. Burada önemli olan şudur, işinizi, yapacaklarınızı kullanacağınız teknolojisleri vs. 6 yaşında birinin anlayacağı kadar basitleştirerek anlatmak zorundasınız. Hadi bakalım buyrun şimdi de müşterinizin paranoyaları başlar, “beni kandırıyor mu?, kolayına mı kaçmaya çalışıyor?, yapamayacak heralde!” gibi düşünceleri gözlerinden anlarsınız. Ancak sakinliğinizi korumalı ve kendinizden emin şekilde basit basit nedenleri ve niyeleri açıklayın. Teknik tabirlere boğmayın, müşteriniz ile mümkün olduğunca aynı dili konuşun.

Tüm bu süreçlerden sonra “ee şimdi ne kadar sürede kaça yapıyorsun” sorusuna hemen düşünmeden cevap vermeyin. Bunun için bir çalışma yapmanız gerekecek, bunu uygun bir dille açıklayın ve gidip proje üzerinde tahminleriniz için çalışmalara başlayın. Kendi iş planınızı çıkarın, projenizin her kısmını iyice belirleyin ve o her kısım için ne kadar sürede yapacağınızı tahmin edin, mümkün olduğunca gerçekci tahminler yapın ve sonunda o her kısım için tahmin ettiğiniz süreleri toplayarak projenizin toplam kaç saat/gün/hafta süreceğini hesaplayarak, projeniz için isteyeceğiniz ücreti belirleyin.

Gidip müşeriniz ile görüşün ve fiyatınızı söyleyin, sorarsa/gerekirse tek tek her parça için kaç saat tahminde bulunduğunuzu açıklayın. Tabi ki olayı keçi pazarlığına çevirip mümkün olduğunda fiyat öldürmeye çalışacaklardır. Mümkün olduğunda taviz vermeyin. Hele ki iş ile dostluğu birbirine sakın karıştırmayın. Fiyatınız ne ise o, dürüst açık ve net olun. Zaten merak etmeyin siz o kadar çabalayacaksınız, emek vereceksiniz ve proje içerisinde sürekli ekstralara çıkaracaklar ve siz bu ekstralar için fiyat çıkarmak istediğinizde, ekstra zaman istediğiniz bunlar hep sorun olacak da, bir de zaten projenin sonunda paranızı asla zamanında alamayacaksınız. Koca koca adalar, koca koca şirketler size verecekleri, canınızı dişinize takıp sabahlara kadar çalışttığınız projenin/emeğinizin karşılığı olan 3 kuruş için işi sündürüp duracaklar, ayıp edecekler falan filan…

Gelelim bu sorunlarla nasıl başa çıkabileceğinize:

Öncelikle işin yasal kısmı için bir çözümüm yok, yöntemler belli, olması gereken belli. En temiz, yasal ve net çözüm şirket kurmak.

İş kısmında ki sorunların çözümleri için yapmanız gerekenleri ise şu şekilde sıralayabiliriz;

1- Müşterinizin teknoloji/yazılım ile ilişkisini anlayın.

2- Anlayacağı dilden konuşun

3-Sakinliğinizi ve profesyonelliğinizi kaybetmeyin

4-Müşteriniz zaten ne istediğini tam olarak biliyorsa zaten çok sorun yaşamayacaksınızdır. Ancak ne istediğini bildiğini zannediyorsa, olayı aydınlatmak ve sizde müşterinizin ne istediğine tam hakim olabilmek için soru sormaktan çekinmeyin.

5-Bazı müşteriler vardır ve o kadar herşeyin farkındalardır ki, bazısı size proje dosyası bile hazırlamıştır. Umarım hep bu şekilde işin ciddiyetinde ve farkında olan müşteriler ile karşılaşırsınız.

6-Yukarıda da belirttiğim gibi projenizin her fazını her kısmını her parçasını iyice belirleyip her biri için tek tek tahmin de bulunup en sonunda tüm tahmin ettiğiniz sürelerin toplayıp, toplam ihtiyacınız olan zamanı bildirin ve fiyatlandırmanızı buna göre yapın. Tahminlerinizi mümkün olduğunca gerçekci yapın. 2 saatte yapacağınız işe 5 saat demek 10 saatte yapacağınız işe 3 saat demek, salaklıktan başka birşey değildir. Müşteriyi kaybetmemek için fiyat düşürüp, vereceğiniz emeğin karşılığını almayacağınız bir fiyat vermeyin, tabi aynı şekilde saçma sapan fiyat şişirip 3 liralık işi 5 liraya da yapmayın. Hakkını verin, neyse o.

7- Neler verdiğiniz fiyata dahil, neler ekstraya girer hepsini belirleyin ve açıkça belirtin.

8-Profesyonel davranın, kendinizden emin olun. Sizde projeniz için dosya hazırlayın ve müşterinize sunun.

9-Sözleşme yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayede hem siz verdiğiniz sürede işi istenildiği gibi tamamlayıcağınızı bildirirsiniz hemde müşteriniz sizden isteyeceği ekstraların ekstraya gireceğini bilir.

10- İşe başlarken paranın yarısını alın, kalan yarısını da iş bitince alın. İş bitince parayı alacağınız zamanı anlaşın sözleşme yaptıysanız orayada yazın.

11- Basit, fonksiyonel ve gerçekten amacına uygun iş yapın. Yetenek sergilemeye kalkıp çorbaya çevirmeyin. Olur olmadık sitelerden scriptler alıp/çalıp projenize döşemeye kalkmayın. Dediğim gibi, basit, fonksiyonel, özgün ve amacına uygun iş yapın. Yaptığınız işe imzanızı atmaktan çekinmeyin.

12-Altından kalkamayacağınız işlere, anlamadan dinlemeden atlamayın. Aldığınız işi sakın yarım bitirmeyin. Müşterinizin isteklerine ve ihtiyaçlarına kulak verin.

13-İşi mümkün olduğunca geciktirmeyin. Müşteriniz ile ilişkinizi sürekli hale getirecek diyaloglar içerisinde olun.

14-Yatırımdan çekinmeyin. İşinize uygun teknik ekipmana mümkün olduğunca sahip olun. Kendinize müşterinize test ortamı olarak kullandırabileceğiniz bir host satın almayı ihmal etmeyin.

15-Yaptığınız proje için kullama klavuzu hazırlamnız sizin ve müşteriniz için iyi olacaktır, bol görsel kullanın.

16-Dediğim dedik, çaldığım düdük havalarında olmayın. Unutmayın, siz müşterinize sadece fikir verebilir bir şeyin olurunu olmazını anlatabilirsiniz. Seçimi yapacak olan müşterinizdir. İlle de benim dediğim gibi olacak tavrına girmeyin.

17-Diyaloğa açık olun ve şeffaf iş yapın. Müşteriniz görmek istediğinde işin her kısmını, karalamalarınızdan, kodunuza kadar istediği gibi görmesini sağlayın.

18- Her işi almayın. Size referans olabilecek, işler alın.

19- Kaliteli ve net iş yapın.

20-İsminize her anlamda leke getirmeyin.

Freelance Çalışmaya ve Bir Freelancer Olmaya Hazırlanırken

  • Öncelikle freelance yapacağınız işi ve kendinizi anlatan www.adinizsoyadiniz.com gibi kendinize ait alanadı üzerine kurulu bir web siteniz mutlaka olmalı, ayrıca yaptığınız veya yapabileceğiniz şeyleri gösteren bir bölüm olmalı (referanslar, portfolyo gibi).  Tabi ki telefon ve e-posta adreslerinizin olacağı iletişim sayfasını unutmamak lazım. Web sitenizin profesyonel çizgiler taşıması ve web standartlarında olması profesyonel müşteriler açısından çok önemlidir.  İnsanlar web sitenizi incelerken yaptığınız işlerlerin kalitesiyle, mesleki bilgilerinizle ve vizyonunuzla ilgili de önyargılarda bulunurlar.
  • info@adinizsoyadiniz.com gibi bir e-posta adresiniz olmalı. Kartınızda veya web sitenizde esmer_prens8999@gmail.com gibi bir mail hiç ciddi durmayacaktır.
  • Kartvizitiniz olmazsa olmazlardandır. Abartıya kaçmamak şartıyla sizi ve yaptığınız işin ciddiyet ve kalitesini temsil edecek bir tasarıma ve kaliteye sahip kartvizitiniz olması gerekiyor. Kartvizitinizi ucuza mal olsun diyerek dönerci kartvizitleri gibi yapmayın. Müşteriniz ya da müşteri adayınız kartvizitinizi eline aldığında kaliteyi fark etsin.
  • Freelance çalıştığınızı belirtmekten çekinmeyin. Ajans ya da firma gibi görünmeye ve o isimler altında işler yapmaya çalışmayın. Şirket gibi görünüp iletişim kısmında sadece cep telefonu numarası olması veya ev telefonunuzu yazıp annenizin telefona çıkması trajik bir durum ortaya çıkartabilir.
  • Eksik alet veya cihazınız varsa tamamlamaya ya da lazım olduğunda tedarik edebileceğiniz birileriyle anlaşın. Eksik donanımlarla freelancer olmak başınızı ciddi anlamda ağrıtabilir ve sizi yorabilir.
  • İş için kendinize ayrı bir mobil hat almayı düşünebilirsiniz. İlerleyen zamanlarda müşteriler çekinmeden 7/24 sizi arayacaklardır. Gece 03′de bile aranırsınız, şaşırmayın. Malesef ülkemizde insanlar size para verdiklerinde sizin ruhunuzuda satın aldıklarını düşünüyorlar. Müşterilerinizin size ait zamanı gasp etmemesi ve stres yükünüzü artırmamanız için iş için ayrı mobil hat almak ve sadece çalışma saatlerinde açık tutmak iyi bir çözümdür.
  • İş için ayrı mobil hat aldıysanız günün belirli saatlerinde müşterilerinize hizmet verin. Örneğin: Sabah 08:30 ile akşam 19:00 arası. Cumartesileri 09:00 – 15:00 gibi… Bu durumu müşterilerinize söyleyin ve bilgilendirin. Size her zaman ulaşamayacaklarını bilmeliler ki onlarda bu şartlara göre kendi planlamalarını yapabilsinler.
  • Her şeyden tam anlamıyla anlayamazsınız, bunu kabul edin. Bunun için ağınızı geniş tutun. Örneğin : Web sitelerinin programatik taraflarını (backend) çok iyi yapabilen, CSS ve Javascript konularında da güzel tasarımlar yapabilen birisiniz fakat müşteri sizden profesyonel bir 3D animasyon istedi ve fiyatıda siz ekstradan eklediniz. Fiyatı eklediniz ama 3D tasarım yapamıyorsunuz ne olacak? Bu durumda bu işi paslayabileceğiniz işinde uzman bir 3D animator bulmanız gerekecektir.  Bu gibi durumlar için teknik iş ağınızı geniş tutmalısınız.

“Yapabileceğinizden azını vaad edin, vaad ettiğinizden fazlasını yapın.”

– Robin Sharma

Freelance Çalışmaya Başlıyoruz

  • Zaman planlamanıza dikkat edin. Bu konuda disiplini elden bırakmayın. Sabahları en geç 08:00 gibi ayıkmış olmaya çalışın. Sizin için belirli bir mesai olmasa da işyerleri genellikle 08:30 gibi mesai başlattığından, sizi aradıklarında uykulu ses tonuyla telefonu açmanız pek hoş bir izlenim bırakmayacaktır.
  • “Bir şekilde yaparım/yaptırırım ne olacak” düşüncesiyle işi almak için yapamayacağınız veya yapmakta zorlanacağınız şeylerin sözünü asla vermeyin. Yapamayacağınız veya söz verdiğiniz için yapacağınız işe ortak katmak, başkalarına paslamak kazancınızı ciddi anlamda azaltacağı gibi sizide gereksiz bir stresin içine sürükleyebilir.
  • İşi almak için asla düşük fiyat vermeyin. Bu durum uzun vadede kendi ayağınıza sıkmaktan başka bir şey değildir. İşleri almak için düşük fiyat verirseniz artık ucuz bir freelancersınız demektir. Hitap ettiğiniz kesim kaliteden çok ucuzluğa yönelmiş amatör müşteri kitlesidir. Bu durum uzun vadede mesleği bırakmaya veya ruh sağlığınızın bozulmasına kadar gidebilir, malum insanı delirtir bu tipler.  Ayrıca aynı sektörden para kazanan diğer meslektaşlarınızı zor durumda bırakabileceğiniz gibi onların yanında saygınlığınızda azalacaktır. İlginçtir hak ettiğinden düşük fiyat verdiğinizde müşteriniz de sizi ciddiye almaz, size saygı duymaz çünkü ucuzsunuzdur.
  • Bütün anlaşma ve detayları mutlaka yazılı olarak yapın. Sözleşme yapma imkanınız varsa sözleşme yapın. Yoksa e-posta ile detayları yazışın müşteriye işin şartları ve detaylarını içeren bir e-posta gönderip o e-postayı onaylayıp onaylamadığını yazılı olarak isteyin. Aksi taktirde müşteriler sadece çıkarlarına olan şeyleri hatırlayacaklardır. “Ama biz bunuda istemiştik siz tamam demiştiniz” gibi bir cümleyle çok karşılaşırsınız. Bundan daha önemlisi ücretinizi alamadığınızda mahkemeye vermeniz için elinizde somut şeyler olmalı.
  • Müşteri, fiyatı düşük vermeniz ve fazla pazarlık yapmak için size “bir şeyi yok ya sadece şunlar olacak, bunlar eklenecek, o kadar” tarzında cümleler kuracaktır. Anlaşmaya vardığınızda, bahsedilen şeyin çok daha fazlasını yavaş yavaş isteyecektir müşteri. Bu durumun önüne geçmelisiniz. Bunun için yapacağınız işin tüm detaylarını açık bir şekilde ve tüm detaylarıyla müşterinizle görüşün ve anlaşın. Müşterinize “Bu konuştuklarımız dışında bir isteğiniz olursa ayrıca ücretlendirilecektir.” uyarısını yapmaktan çekinmeyin.
  • “Bu işlerin devamı gelecek” veya “artık yabancı sayılmayız” veya “biz sizi çok sevdik gerçekten” ya da “ben başka kişilerde yönlendiririm sana benzer işler gelir bak” gibi cümleleri ciddiye almayın, tebessüm edip ardından teşekkür edin ve memnuniyet duyacağınızı söyleyin ama asla umutlanmayın ve bu cümlelerden sonra bir indirim ya da başka bir taviz asla vermeyin.
  • İşi bitirme zamanını belirlerken ve müşteriyi bu konuda bilgilendirirken çok dikkatli olun. Asla bitiremeyeceğiniz tarihte işi bitirebileceğinizi söylemeyin. Çok yoğunsanız ve yetiştiremeyecekseniz bunu müşteriye söylemekten çekinmeyin.
  • Uzun sürmesi gerekiyorsa, uzun sürecektir. Ortaya çıkan kalitesi için bu şarttır. Unutmayın her yaptığınız işin sizin portföyüz, sizin imzanızdır. Müşterinizi zaman konusunda bilgilendirin. Üç haftayı alacak bir işi üç günde teslim etmek ortaya çıkan işin kalitesini ve sizin stres seviyenizi sadece olumsuz etkileyecektir. Müşteri sizin kısa sürede teslim etmenize teşekkür etmeyeceği gibi ortaya çıkacak aksiliklerde sizi suçlayacaktır. Ayrıca iş kısa sürdüğü için “üçgünlük işe o kadar para verilmez” gibi ahlakdışı bir cümle kurarak oyunbozanlık yapmaya çalışacaktır. Bunları hiç utanmadan yapacaktır.
  • “Ama çok acil” diyerek size sunulan işlerin geneli acil değildir. Müşteri sadece kendi işini daha ön sıraya almanızı istediği için böyle bir cümle kurar. Tabi ki gerçekten acil olan işler olabilir fakat kaliteden ödün vermeden yapabileceğiniz bir iş ise kabul etmenizi tavsiye ederim.

Freelance çalışma stresli ve zor aşamaları olan bir çalışma tarzı olsa da hayatınızın en değerli iş-ticaret-insan ilişkileri tecrübelerinizi kazanacağınız bir çalışma tarzıdır. Ülkemizde freelancerlara bakış pek iyi olmasa da imajınızı düzeltmek, çalışmalarınızı bir düzene koymak sizin elinizde.

Mutlu ve kazancı yerinde ayrıca saygı duyulan bir freelancer olmak istiyorsanız hitap ettiğiniz müşteri kitlenizi iyi ayarlamanız gerekli. Ucuz işler yapan, üç beş harçlığım çıksın diyerek yola çıkarsanız evet üç beş harçlıkla hayatınızı devam ettirir etrafınızda ise kendince kurnaz, kaliteye önem vermeyen ucuzluğa önem veren çürük müşteri kitleniz olur. Bunun yerine az ama öz, fiyattan çok kaliteye odaklı profesyonel bakan müşteriler sizi daha yükseklere taşıyacaktır.

Karar sizin.

Freelance Projeler Nasıl Ücretlendirilmeli?

images

Son zamanlarda bana sıklıkla gelen sorulardan biri proje bazlı çalışmalara ne kadar fiyat biçilmesi gerektiğiyle ilgili. Hatta maillerin genel formatı da “Hocam adamlar benden şunları istiyorlar” deyip sıralanan maddeler ve kabaca “bu iş ne kadara yapılır?” sorusundan oluşmakta:) Bu tarz sorulara verdiğim cevapları aslında blogumdan paylaşırsam freelance proje geliştiren arkadaşlara iyi bir referans olabilir diye düşünerek aldım elime klavyemi…

Freelance yazılım projeleri çoğu programcıyı cezbeder ve heyecanlandırır. Nedeni ise bu tarz işlerin ekstra proje deneyimi, iş ağlarını geliştirme fırsatı ve ekstra maddi gelir kaynağı sağlamasıdır. Aslında ücretlendirme konusuna gelmeden önce üzerinde durulabilecek önemli bir kaç nokta daha var. Bu hususlar özellikle ilk projelerini yapan arkadaşlara faydalı olacaktır. Nedir bunlar;

– Herşeyden önce şunu unutmamak lazım; freelance projeler için özel zamanınızı ayıracaksınız. Yani akşamlarınız ve hafta sonlarınız belirli bir süreliğine dolu olacak. Arkadaşlarınıza, ailenize, hobilerinize 1-2 aylığına fazla zaman ayıramayabilirsiniz.

– Müşteri sizinle çalıştığına göre olaya çok da profesyonel bakmıyor büyük olasılıkla. Yani büyük ihtimalle müşteri tam olarak ne istediğini bilmiyor. Dolayısıyla işe başladığınızda müşterinin sizden istedikleri ile birkaç hafta sonra istedikleri çok farklı şeyler olabilir. Bu nedenle böyle bir projeye başlamadan önce mutlaka müşteri ile projenin detaylarını belirleyin ve sınırlarını çizin. Bu dakikadan sonra da müşterinin isteyeceği ek geliştirmeler için ayrı zaman ve ücret talep edin. Ve aman diyeyim, bilişim teknolojilerinden anlamayan ve bu işe bilgisayara işletim sistemi kurmakla eşdeğer bakan tipteki müşterilerden olabildiğince uzak durun!

– İşler çoğu zaman planlandığı gibi gitmez. İşi ne kadar sürede yapmayı planladığınız yeterli değil, olası problemleri ve gecikmeleri de hesaba katarak müşteriye gerçekci bir süre verin.

– Müşteri tanıdığınız ve çok güvendiğiniz birisi olsa bile projeye başladığınız gün mutlaka belirli bir miktarda peşinat alın. Bu miktar toplam ücretin %20-%30’u olabilir. Peşinat almak hem emeğiniz, hem de projenin tamamlanması için teminattır, bunu unutmayın.

– Eğer bir işyerinde çalışıyorsanız akşamları ve hafta sonları bu işe harcayacağınız efor normal işinize yansımamalı. Yani akşam başladığınız çalışma gece saat 2-3’lere kadar sürüp, ertesi gün işyerinizdeki performansınızı etkiliyorsa bu çalıştığınız şirketin hakkını yemek anlamına gelir. Özellikle geceleri çalışmayı seven arkadaşların bu konuya etik olarak dikkat etmesi ve geceleri çalışma sevdalarını akşamın daha erken saatlerine bırakmaları gerekir.

Sıralanacak başka maddeler de olabilir. Eğer bu tarz projelerde tecrübeleri olan arkadaşlar varsa onların da yorumlarını bekliyorum bu yazıya. Peki gelelim yazımızın asıl konusuna. Bu tip projeler nasıl ücretlendirilmeli? Durumu izah etmenin en kolay yolu rakamlardan gitmek sanırsam.

Çalıştığınız şirkette aylık maaşınızın 2000 TL olduğunu ve ay içerisinde ortalama 160 saat çalıştığınızı varsayalım. Yani saat başına aldığınız ücret 12.5 TL gibi bir rakam. Ancak freelance projeyi özel zamanlarınızda kodlayacaksınız, yani burada harcayacağınız 1 saatin ücreti 12.5 TL olamaz, olmamalı. O zaman bu değerli zamanınız için bir fiyat biçmelisiniz. Burada kendinize bir katsayı belirleyebilirsiniz ve saat ücretini bu katsayıyla çarparak gerçek saat ücretini çıkarabilirsiniz. Bu katsayı yapacağınız işin zorluğuna, zamanınızın sizin için çok önemli olmasına bağlı olarak değişebilir. Ortalama durumlar için bu katsayı değerini 2-2.5 olarak belirleyebiliriz(Bu rakamın 4’ten yüksek olması oldukça yüksek fiyat istiyorsunuz anlamına gelebilir. 1.5-3 arasındaki değerler makul). Bir diğer kriter de müşteriye vereceğiniz süre. Süre için gerekli tüyoyu yukarıdaki 3. maddede belirtmiştim. Müşteriye hafta veya ay bazında süre vereceksiniz elbetteki, ama bu süre zarfında işe ne kadar saat ayıracağınızı hesaplamalısınız. Son olarak da yapacağınız işin risklerini belirleyin. Örneğin süre çok kısıtlı ise ve kendinizi çok sıkıştıracaksanız bu ücrete artı olarak yansımalı, zira işin stresi sizi yıpratacaktır. Bu ve buna benzer durumları ücretinize ek olarak yansıtabilirsiniz. Sonuç olarak ortaya şöyle bir formül atabiliriz;

Ücret = (S x K x Z) + R

S: İşyerinizdeki saat ücretiniz

K: Saat katsayınız

Z: Projeyi ne kadar zamanda bitirmeyi planlıyorsunuz(saat olarak)

R: Olası riskler için belirleyeceğiniz ek ücret

Freelance çalışanlar nasıl yaşar?

 

Sokaktan rastgele on kişi çevirip şu fani dünyada en çok özendikleri şeyleri sorsanız, herhalde yarısından çoğu freelance çalışmayı da cevapları arasında sayar. Haklıdır da. Sonuçta biz, her gün aynı saatte kalkıp aynı yere gitmek zorunda değiliz. Başımızda bir veya birkaç patron yok. Özgürüz ve tüm eksilerine rağmen, peşinen söyleyeyim, evet bu özgürlük tüm sıkıntılara değiyor.

Ama çok da yalnızız yahu. Düzenli olarak ofise gidenlerin sahip olduğu sosyal kozadan yoksunuz. İşe gitmek- en sevimsizinden de olsa- bir sosyalleşme biçimi. Oysa biz insanlarla olmak için hep ekstra çaba harcamak zorundayız. Hele gündüzleri herkes işteyken çok yalnız kalıyoruz. Starbucks ve Nero başta olmak üzere kahve zincirlerinin çalışanlarıyla ettiğimiz birkaç kelam dışında ağzımızı pek açmıyoruz. Telefon görüşmelerimiz bol oluyor ama iş için. Belki de konuşma açığını öyle kapatıyoruz. Diğer freelance arkadaşlarımız bizim için altın/elmas ve türevleri değerinde. Ama gelin görün ki onların da hayatları en az bizimkisi kadar düzensiz ve tahmin edilemez bir çizgide seyrettiği için denk getirip de görüşebilmek için 943 takla atıyoruz.

Freelance insan, nihayetinde özgürlüğünü her şeyin önüne koyan insan demek. Dolayısıyla sorumluluk sahibi olsak da bizden çok disiplinli olmamızın beklenmesi yersiz. Bu nedenledir ki belli bir mekanda, belli bir zaman aralığında çalışmaya kodlanmadığımızdan, bir işe başlayana kadar şeytan bizi alıp götürür, muhtemelen satamadan getirir. Kahve içmekten başımız döner, sonunda elimizde fincanla uyuyup kalacak hallere düşeriz. Aslında stresimiz yoğundur. Tek kişilik bir yazı/çizim/tasarım makinesi olarak çalıştığımız için, her şeyi yegane sorumlusu yine bizizdir. Hayatımız düşünemeyeceğiniz yoğunlukta bir e-mail trafiği üzerinden ilerler, her an ulaşılabilirolmamız istenir.

Freelance olarak her ne yapıyorsanız, kadrolu olarak çalıştığınızdan çok ama çok daha fazla çalışmanız gerekir. İsminizi ve bağlantılarınızı korumak için artık hiçbir markanın koruyucu kanatları altında değilsinizdir. Maddi olarak da en az bir işiniz kadar kazanmanız gerektiğine göre, üretmeniz gereken iş miktarı açık ara daha fazladır.

Ve işin en sinir bozucu yanı nedir biliyor musun, sevgili günlük? Başta aileniz olmak üzere kimse sizin ne iş yaptığınızı, neyin peşinde olduğunuzu anlayamaz. İşlerinizi kendi düzeninizce yaptığınız, onlar işe giderken siz yatakta yuvarlandığınız için, aslında ne kadar çok çabaladığınızı kimseler kavrayamaz. Düzenli işi olan birinin dramı kadar reyting toplayamazsınız. Namümkün.

Onların işi belli saatlerde başlar ve biter. Oysa sizde böyle bir ayrım olmadığı için ne tatiliniz tatile benzer, ne de hafta sonları kafanız rahat geçer. İş-dinlenme arasında bir sınır olmadığından artık ne tam anlamıyla çalışabiliyor ne de dinlenebiliyorsunuzdur. Ama şöyle ki, günün sonunda siz tatile çıkarken kimseden izin almazsınız, isterseniz Kilimanjaro’nun karları arasından seslenebilirsiniz halkınıza.

 

Kaynak: www.vogue.com.tr

Freelance Yazar Nedir?

Freelance yazar nedir sorusuna cevap vermeden önce yazar ne demektir diyelim.

Yazar, yazı yazan kişidir. Yazdığı konular eğlenceden sanata, bilimden yaşama, aileden topluma, sağlıktan kurgubilme, mutfaktan web dizayna, dekorasyondan tamir işlerine kadar değişen geniş bir yelpazeyi içerir ve son ürün özgündür, doğaldır, organiktir!

Gönüllü olarak yazılabildiği gibi para karşılığı  yazmak da olasıdır. Gazeteler, magazinler, reklam büroları, tercüme büroları veya diğer firmalar para karşılığı yazan yazarlar istihdam ederler.

Freelance kelimesi Türkçe’ye serbest çalışan olarak geçmiştir. Kelimenin kökeni nerden geliyor derseniz şövalyeler zamanına uzanmak gerekecek. O dönemde şövalyeler mallarını ya da servislerini, para ödemeye razı herhangi bir lorda sattığında yapılan iş free lance olarak adlandırılıyormuş. Günümüzde freelancer (serbest çalışan) sadece yazar değil, grafik artist, gazeteci, editör ya da fotoğrafçı da olabilir. Hatta ilgilenenler için serbest küratör olmak da mümkün.

Yazar tarafından ortaya çıkarılan ürün, para ödemeye gönüllü birine satıldığında olayın adı freelance olur. Freelance yazar bir şirket ya da kişi ile kontrat imzaladıktan sonra çalışmaya başlar.  Çalışma proje bazında olur, yani yazardan istenen yazı bir projedir ve iş bittikten sonra aynı firmayla ya da diğerleriyle yeni projeler söz konusu olabilir. İmzalanan kontrat pek fazla detay içermez; tarafların içerik, zaman ve hedefler konusunda anlaşmasından ibarettir.

 

Bir başka deyişle, freelance yazar küçük ölçekli bir işletme gibidir; işi kendisi bulur, hangi yazıyı ne kadar zamanda bitirebileceğine karar verir ve proje başına ücretini kendisi belirler.

Freelance yazmak değişik türlerde olabilir. Bir şirketi görünür kılmak için oluşturulmuş reklam mahiyetli yazılar, pazarlama odaklı yazılar ya da web ortamında dağıtılmak için oluşturulmuş yazılar freelance olarak bilinir. Birçok freelance yazar magazinler için yazıyorsa da; kar amacı gütmeyen firmalara finans bulmayı hedefleyen, öneri sunan yazılar da oldukça revaçtadır. Freelance yazarlar tam gün çalışabileceği gibi, bu işi ikinci iş olarak da yapabilirler. Web’de gördüğümüz şiir, blog, kısa hikaye, e-kitap ya da kurgu yazıları hemen her zaman freelance çalışmalardır.

Herkes freelancer olduğunu iddia edebilir ama her yazarın hayat deneyimi, eğitimi, ilgi alanı, bilgisi ve tutkusu aynı olmayacağı için firmalar seçim yaparken satıraralarını okumadan karar vermemelidir. Yazılarımı okuyup, hedeflerinize uygun bir freelancer olup olmayacağıma karar verebilirsiniz. Umarım yazılarımdaki üslup, içerik, özgünlük ve güncellik tam aradığınız gibidir

BİR FREELANCER İÇİN ÖNEMLİ 8 KONU

1. Kendinizi Disiplin Altında Tutun

Freelancer olarak çalışmaya başladığınız zaman başınızda dikilen ya da sürekli gelişme raporu isteyen bir patron olmayacak. Bunun avantajları olsa da disiplini elden bıraktığınızda dezavantajlarıyla hemen yüzleşeceğinizi unutmamak lazım. Kendinize çok izin verirseniz, bir gün 1 saat diğerinde 2 saat çalışırsanız veya kalite çizginizi proje bazlı olarak belirlerseniz size verilen işler de azalacaktır.

2. Müşterilerle İyi İletişim Kurma

Önceleri bir firmada çalışanlar için patronlarından duydukları istekler artık doğrudan müşterilerden gelmeye başlayacak. “İmkansız bir şey yoktur ama bir bedeli vardır” cümlesi sık sık aklınıza gelecektir. Müşterilerinizin taleplerinde çelişen noktalar görüyorsanız bunları saygı çerçevesinde onlarla tartışın. Unutmayın ki müşterileriniz sizi ne kadar iyi anlarsa sonraki işlerde sizinle devam etme ihtimali artacaktır.

3. Tekliflerinizi Detaylandırın

İşverenlerin ilanlarına başvuruda bulunurken neden o iş için sizin seçilmeniz gerektiğini iyi anlatın. Eğer mümkünse demo bir çalışma oluşturun ya da önceden başarıyla bitirdiğiniz bir projeyi referans olarak kullanın. “Ben bu işi yaparım” benzeri cümlelerin kimseye faydası olmayacağı gibi profesyonellikten uzak olduğunuz çağrışımı yapabilir.

4. Yeni Teknolojileri Takip Edin

Teknoloji ilerledikçe talepler de değişiyor. Programlama dillerinden tutun da, tasarım standartlarına kadar her doğru bilinen unsur farklı bir çehreye bürünebiliyor. Daha fazla müşteriye hitap edebilmek adına belirli bir mesainizi yeni teknikleri araştırmaya ayırın.

5. Başlarda Para Kazanmamanız Gayet Normal

İşverenler tarafından sizin hakkınızda pozitif bir algı oluşturana kadar projeleri düşük ücretler karşılığında yapmanız çok doğal. Unutmayın ki tamamladığınız kaliteli işlerin sayısı arttıkça daha yüksek ücretlere çalışacaksınız ve bir gün siz projeleri seçiyor olacaksınız.

6. Teklifiniz Seçilmezse Pes Etmeyin

İşinizi doğru teknikleri kullanarak azimle yaptığınız sürece teklifleriniz ard arda seçilmese bile sorun yok, merak etmeyin. Talep ettiğiniz ücreti, teklifinizin detayını ve özgeçmiş dokümanınızı gözden geçirin. Sonrasında da başvurmaya devam edin. Özellikle en başlarda seçilmemeniz herkesin yaşadığı bir deneyim.

7. İşverenlerle Sık Sık İletişim Kurun

Çalıştığınız her projede sık aralıklarla çalışmanızı işverene gösterin. Böylece hem doğru yolda olduğunuza hem de işverenin size olan güveninin arttığına şahit olacaksınız.

8. Spor ve Sanat Size de Lazım

Bir freelancer olarak uzun saatler yalnız çalışacaksınız. Hem motivasyonunuzu hem de ruhsal dengenizi korumak adına spora ve sanata vakit ayırın. Bedeniniz ve ruhunuz ne kadar sağlıklı olursa ortaya çıkardığınız ürünler de o derece başarılı olacaktır.

Freelance Çalışmak mı istiyorsun?. Adım Adım Yol Haritası …… ;)

 images (6)

1. Çevrenize Freelance Çalışacağınızdan Bahsedin

Telefon rehberinizi açın. Yakın-uzak, samimi olduğunuz-olmadığınız herkesi sırayla arayın ve freelance çalışacağınızı karşıdakinin anlayabileceği basitlikte anlatın. Çevrenizdekiler sizin ne iş yaptığınızı ve nasıl çalıştığınızı bilsinler.

Benzer şeyi e-posta hesaplarınızı açıp adres defterindeki ama sadece tanıdığınız kişiler içinde yapın. Ne tür işler yapacağınızı, nasıl bir çalışma şekli izleyeceğinizi kısa ve öz, sıkmadan e-postanıza yazın. Mesafeli ama samimi bir üslup kullanın.

2. Freelancer ve İlan/İhale Sitelerine Üye Olun

Freelancer.com, armut.com gibi freelance olarak iş alabileceğiniz veya müşterilerin sizi bulabileceği yerli yabancı bir çok site bulunmakta. Bu sitelere üye olmayı ve profilinizin tamamını eksiksiz doldurmayı unutmayın. İngilizceniz iyiyse yabancı freelancer sitelerini birinci sıraya almanızı öneririm çünkü yerli freelancer siteler gerek ilan veren gerek diğer freelancerların kalitesizliği nedeniyle moral bozucu ve zaman kaybettirici olabiliyor. Burada dikkat etmeniz gereken, asla her gördüğünüz freelancer sitesine girip üye olmayın belirli bir kalite standartınız olsun ve profesyonel sitelere üye olun.

3. Ajanslarla ve Yazılım Firmalarıyla Görüşün

Önce yaşadığınız ildeki daha sonra size yakın olan çevre illerdeki ajanslarla ve yazılım firmalarıyla görüşün. Bu tip firmalar kendi bünyelerinde gerekli personeli barındırsa da yoğunluk durumunda veya işgücü kaybına yol açacak projelerde veya da mevcut çalıştıkları bir projede takviye destek olarak freelance uzmanlarla çalışabilmekteler. Bazı firmalar bir masa bir sandalyeden oluştuğu için direkt tüm işleri size gönderebilirler.

Start-a-Successful-Freelance-BusinessBurada dikkat etmeniz gereken şey olabildiğince iş anlaşmalarınızın tüm detaylarını açık ve net olarak konuşmak. Yüzde kaç alacaksınız ya da yüzde mi alacaksınız sabit ücret mi? Ödemeleri ne zaman alacaksınız? Bunların hepsini konuşup yazılı olarak anlaşmanız gerekiyor.

4. Ticari Rehber ve Fuar Kitapçıkları Edinin

Şehir şehir, sektör sektör ayrılmış onbinlerce firmanın tüm iletişim irtibat bilgilerinin yer aldığı ticari rehberler bilgisayar programı olarak bulunmakta, fiyatlarıda 70 TL – 150 TL arası uygun bir fiyatta. Boş zamanlarınızda müşteri avlamak için keyifli bir yöntemdir.

8 yıl önceydi 19 yaşlarımdayken ticaret rehberi programı almıştım. Yaşadığım şehirde web sitesi olmayan veya sitesi amatörce hazırlanmış firmaları tespit edip teklif içeren bir e-posta gönderir, aynı gün veya bir gün sonra telefonla arardım. Malum müşterilerin bilinçlisi var bilinçsizi var “o nedir lo” diyeni var ama size ticari gözlem olarak çok şey katacak bir çalışma yöntemidir.

Ticaret rehberi gibi fuar kitapçıklarınıda benzer bağlantılar kurmak için kullanabilirsiniz. Fuar kitapçıkları bir fuara katılan tüm firmaların, sektörel ve iletişim bilgilerinin yer aldığı kitapçıklardır. Örneğin; İnşaat firmalarına özel projeleriniz varsa inşaat fuarlarının kitapçıkları tam size göre olacaktır. Fiyatları uygundur fakat sadece organizatör firmada bulunur veya fuar zamanı satın alınabilir.

5. Google AdWords Kullanın

Hangi işi yapıyorsanız yapın Google AdWords kullanmanızı kesinlikle tavsiye ederim.  Burada dikkat etmeniz gereken şey AdWords’ü verimli kullanmak aksi takdirde dünyanın parasını da dökseniz bir verim alamazsınız. Diğer bir kriter anahtar kelimeleri doğru seçmeniz ve sosyal mühendislik tarafınızı biraz kullanmanız. 

stock-footage-time-lapse-brunette-home-freelance-business-consultant-working-against-the-clock-contract-deadline

6- SEO’yu Ciddiye Alın

Arama motoru iyileştirmesi (SEO) oldukça stratejik bir konu. Çok iyi bir SEO uzmanı değilseniz aramalarda ilk sayfada çıkmanız zor ama yinede gerekli iyileştirmeleri yapmalı ve biraz olsun backlink referansı edinmelisiniz. SEO’dan zerre anlamam diyorsanız bir SEO uzmanından hizmet almalısınız. Aramalarda ilk sayfada çıkarsanız ne mutlu ama çıkmasanızda sağlık olsun sonuç olarak SEO bulunabilirliğinizi artıran bir şey.

7- Sosyal Medyada Yerinizi Alın

Yapacağınız işe göre değişecektir sosyal medya platformları ama genel olarak Facebook, Twitter, Pinterest, LinkedIn, Google+ profillerinizi açın zaten varsa güzel bir profil oluşturun eksik bilgileri doldurun ve sosyal medyayı aktif ve verimli kullanmaya çalışın. Sosyal medyada ne kadar aktif ve etkiliyseniz o kadar varsınız, aksi halde kimse sesinizi duymaz.

Burada eklemek istediğim şey mesleğinize göre ekstra sosyal platformlarda kendinizi göstermeniz gerektiği. Örneğin; grafik tasarımcı ya da fotoğrafçıysanız deviantart gibi mesleğinize özgü sosyal platformlarda yer almalısınız.

8- Yaptığınız İşlere İmzanızı Atın

Yaptığınız her işe imzanızı atın. Web sitelerinin footer bölümünde sıkça görülen “Tasarım : Demir Bilek” gibi… Tabi bu imza daha estetik ve sade şekilde olmalı. Böylece yeni müşteri adaylarınız için bir ulaşım kanalı açmış, web siteniz için backlink edinmiş, referanslarınızı inceleyenler için “evet gerçekten o yapmış” demelerini sağlayarak güvenilir bir izlenim bırakmış olursunuz.

9- Sektörel Pazarlarda Ürünlerinizi Sergileyin

Yazılımcıysanız CodeCanyon, HotScript vb. gibi; tasarımcıysanız  ThemeForest, GraphicRiver gibi; fotoğrafçıysanız ShutterStock, iStockPhoto gibi platformlarda yerinizi almalısınız. Yaptığınız iş profesyonelse, sektör standartlarına uygunsa satışa sunduğunuz ürün sayısıyla doğru orantılı olarak tatlı paralar kazanabilirsiniz.

Businessman-with-new-creative-business-idea-web

10- Etkinliklere Katılın ve Yeni Bağlantılar Kurun

İşinizle, mesleğinizle, sektörünüzle ilgili veya ilgisizde olabilir olabildiğince fazla ektinliklere katılmaya çalışın özellikle kahve aralarında yeni insanlarla tanışıp yeni bağlantılar kurmaya çalışın.

11- Bilginizi Paylaşın ki Tanınabilirliğiniz Artsın

Web sitenize bağlı veya ayrı bir blog sayfası açın ve bildiklerinizi paylaşın. Makale yazın, video eğitim çekin… Blogla birlikte mesleki, sektörel yazıların paylaşıldığı web sitelerinde bilgilerinizi paylaşın. Makale yazın, video eğitimler hazırlayın sunun. Bu sizin kişisel reytinginizi yükseltecek, tanınırlığınızı artıracaktır.

12- Açık Kaynak Projelerde Yer Alın

Farklı programlama dilleri ile web, PC, mobil platformlarda çalışan yüzlerce açık kaynak projesi mevcut. Bu projeler arasından size uygun oluşumlarda yer almaya çalışın. Hiç olmadı çeviri ekiplerinde yer alın. Açık kaynak projelerde yer almak hem tecrübenize tecrübe katmak, açık kaynak samimiyetini tatmak, hem ülkenize katkı sağlamak hemde yeni bağlantılar kurmak için eşsiz oluşumlardır.

 

A’dan, Z’ye freelance çalışmanın altın kuralları…

images (5)

Eskiden “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna yanıtı “Serbest meslek” olan adam ya tetikçi ya mafya ya da işsiz etiketi yerdi. Gel zaman git zaman, serbest meslek kelimesinin İngilizce karşılığı “freelance” çalışa kavramını sık sık duyulmaya başladı. Artık eski tekinsiz manasını yitirmiş, fiyakalı bir sözcük oluvermişti. İşten, ofis ortamından patron çemkirmesinden bunalan büyün çalışanların hayalini rahat evlerinde, pijamalarla yayıla yayıla iş yaparak, freelance çalışmak süslemeye başladı.

Peki freelance çalışmak tam olarak nasıl oluyor?

Tasarım, yazılım vb. hizmetleri geliştiren deneyimli kişiler, bağımsız olarak firmalara, kişilere, kurumlara işler yapıyorlar. Bu hizmetler evden verdiliği için şirket sigorta edeli ödemek zorunda olmadığı içi freelance eleman çalıştırarak kar edebiliyor. Freelance çalışanlar ise kendi belirledikleri saatler ve koşullar içinde, özgürlükleri kısıtlamadan daha verimli çalışarak para kazanıyorlar. Ellerine genelde maaşlı çalışanlardan daha fazla para geçse bile başta sigorta olmak üzere yol parası ve yemek parası gibi ofis hayatına özgü avantajlardan yoksun kalıyor.

Ülkemizde de, son yıllarda freelance çalışma yayınlaşmaya başladı. Genellikle Türkiye’de firmalar dışarıdan çalıtıracakları elemanları referansa göre seçiyor. Sektörde işini temiz, eksiksiz ve zamanında teslim eden isimler firmalar tarafından tercih edilen isimler arasına giriyor.

images (8)

Türkiye’de freelance işe başlamak için firmayla önce yüz yüze görüşmek gerekiyor. Lakin freelance çalışmaya başlamadan önce kendinizi iyi tanımanız ve bu sistemin size uyup uymadığına karar vermeniz lazım. İşte artıları, eksileri ve püf noktalarıyla freelance çalışma sisteminin büyün ayrıntıları.

Piyasada çevreniz kadar varsınız.

Eski iş arkadaşlarınız, okul arkadaşlarınız, hatta askerlik arkadaşlarınız. Hatta ailenizde önemli yerlere gelmiş, çevresi olan kişiler. Çevrenizdeki herkese iş gözüyle bakın. Aralarında size iş getirebilecek kaç kişi var? Şayet, freelance iş yapmak gibi bir niyetiniz varsa, kendinize ilk sormanız gereken soru bu. Zira her tip iş için gerekli olan bir çevre, freelance işler için elzem. Öncelikle, sizin sektörünüzde olmayan, kendi yağıyla kavrulan sessiz, sakin tipleri eleyin. Bu tip arkadaşların işinize yaramayacağı kesin. Özelike Facebook, Twitter gibi sosyal medya mecralarını iyi kullanan arkadaşlarınızı düşünün. Örneğin internet sitesi tasarlıyorsanız, Facebook listesi kalabalık veya twitter takipçisi yüksek sayıda olan bir ahbabıbıza kıyak yapın. Mesela ona kişisel sitesini ücretsiz hazırlayın. Takipçisi çok olduğu için, işinizi en iyi şekilde tanıtmış olursunuz. Üstelik o da size teşekkür etmek için etrafına tavsiye eder ve iş almanızı sağlar. Aile büyüklerini de hesaba katın. İşinize yaramaları içi ille de dayınızın milletvekili, amcanızın emniyet müdürü olmasına gerek yok. Pazarlamacılık gibi işlerle uğraşan veya kariyeri boyunca bol bol gezip, çok firma ve iş adamı tanıyan akrabalar size işe nerden başlamanız gerektiğini ve hangi firmalarla çalışabileceğinizi göstererek, yol haritası çizmeniz konusunda güvenilir bir kaynak olabilir.

Kendi kanatlarınızla uçacak seviyeye gelmek için bir kurumda çalışmak ve ofis tedristatından geçmek gerekli. Ayrıca ofis yaşamı sayesinde sadece işin inceliklerine hakim olmakla kalmayacak, sektördeki kişilerle tanışarak, çevre edineceksiniz.

Tecrübe her şeydir.

İş hayatınıza yeni başlıyorsanız freelance çalışmak sizin için çok riskli olabilir. Bu şekilde çalışmanın iki kutbu vardır. Birinci kutupta sektörde kendini kanıtlamış, çevresini edinmiş ve artık yeteneğini pazarlamak için bir şirket çaçtısına gereksinim duymayan kişiler vardır. Diğer kutup ise işverenin sigorta vb. ekstra masraf yapmak için yetersiz gördüğü “niteliksiz” elemanlar bulunur. İlk kutupta ve ilk kutupa yakın yer almak için mutlaka birikim sahibi olmanız gerekir. Bu başka deyişle emeğinizi ucuza satmak istemiyor ve istikrarlı para akışı sağlamak istiyorsanız, sektörde tecrübe sahibi olmanız şart.

images (7)Zira firmalara sizi öneren feranslarınız olsa bile, görüşmede işi kapmak için elinizde sağlam bir portföyünüz olmalı. Kendi kanalatınızla uçacak seviyeye gelmek içi bir kurumda çalışmak ve ofis tedrisatından geçmek gerekli. Ayrıca ofis yaşamı sayesinde sadece işin niteliklerine hakim olmakla kalmayacak, sektördeki kişilerle tanışarak, çevre edineceksiniz. Tabi freelance geleceğiniz olması için ofis yıllarınıza patronunuzdan mesai arkadaşlarınıza ve de özellikle müşterilerinize kadar kendinizi herkese sevdirmelisiniz. Unutmayın bu insanlar birkaç yıl sonra sizin kontağını hatta referansınız olacaklar.

Zaman yönetiminde mükemmelleşin.

Serbest çalışmanın en büyük getirisi olarak görülen şirket dışı çalışmak zamanla en büyük dezavantaja dönüşebilir. Her sabah 9′da iş başı yapmamak, yaratıcılığınızı perçinleyebilir. Lakin çalışma hınızı yavaşlatabilir. Üstelik serbest bir çalışan olarak ofis çalışanı gibi geç teslim edilen bir proje sadece yönetimİnizden azar yemenizle değil, işi tamamen kaybetmenizle sonuçlanabilir. “O halde bugün arkadaşımla buluşayım, yarın arayı kapatırım” , “bugün biraz keyif çatayım, yarın sabahtan başlarım gün ağarana kadar çalışırım” gibi bahanelerle, amatörlüğe kaçmadan çalışabilmeniz gerekiyor. Bunun için tıpkı mesaili çalışıyormuş gibi bir iş programı oluşturmanız gerekiyor. Bunun için de sanki mesaili bir işiniz varmışçasına bir hayat tarzı oluşturun. Belirli saatlerde işe başlamayı alışkanlık haline getirin. İşe başlamak ve bitirmek için belirli saatler seçin. Bu saatlere mutlaka uyun. Üstelik bu kez sorumluluk tamamen sizin üzerinizde olacağı için hata payınız hiç yok. Özellikle birden fazla firmanın işini idare ediyorsanız, büyük firmaları kayırmayın. Bütün firmaların işini aksatmadan, elinizden gelenin en iyi şekliyle tamamlayın. İşinize patron edasıyla, bütün profesyonelliğinizle sarılın.

Freelance çalışmanın 4 püf noktası

Freelance çalışmanız sizi bir nevi kendi işinizin sahibi yapıyor. Bir başka deyişle, fatura kesmeniz, vergi ödemeniz, anlaşmaya imza atmanız gerekiyor. Bu tip resmi ve mali konularda kendinize güvemiyorsanız mutlaka bir mali müşavir desteği alın. Hatta ilerleyen zamanlarda devreye avukatları da sokmanız gerekebilir. Lakin yine de bu tip konularda az da olsa bir miktar bilgi sahibi olmak işinize yaratacaktır.

Şirket içinde çalışıyor olmanız, size bir yere kadar hareket özgürlüğü sağlar. Sonuçta aranızda resmi bir iş akdi olan firma için ger zaman ulaşılabilir olmanız gerekir. Cep telefonunuz mutlaka mesai saatleri içinde açık olsun. Bütün aramalara yanıt verin. Size sorulan bütün sorulara ayrıntılı cevaplar verin. Böylece güvenilir adam olursunuz.

Müşteri firmalarla anlaşırken “ne iş olsa yaparım” mantığını bırakın. Elinizdeki know-how’a göre hareket edin. İşi bağlarken dürüst olun. Aksi tarkirde doğacak beklentileri karşılayamazsanız ve daha çok para alayım derken işten tamamen olursunuz. Ayrıca daha çok para kazanmak için çok iş almayın. Zira iş yetiştirememekle ünlenirseniz, lendi bindiğiniz dalı kesersiniz.

Müşteriler ile sürekli irtibatta olun. Haftada bir toplantı yapın. Elinizdeki işi olnardan gelecek yorumlarla şekillendirin. Zira sadece kendi bildiklerinizle ilerlerseniz, gelişmezsiniz. Diğer taraftan edineceğiniz bilgilerle her aldığınız işi yeni bir deneyim haline getirin.

Nasıl freelance iş bulabilirsin?

1-Freelance_Tips_PricingNasıl freelance çalışabilirsiniz hiç düşündünüz mü? En azından ne şekilde sesinizi duyuracak ve bir freelancer olduğunuzu insanlara haykıracaksınız?

Birçok freelancerın kullandığı yöntem bir web sitesi kurmak, burada freelancer, yani serbest çalışan olduğunu belirtmek ve ayrıca daha önce yaptığı çalışmaları bu sitede yayınlayarak işverenlerin o kişi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. İlk iş olarak siz de böyle bir site kurabilir, öz geçmişinizi ve daha önceki deneyimlerinizi burada yayınlayabilirsiniz. Böylece günümüzde her şeyi kolaylaştıran internet vasıtası ile işverenler sizi fark edecekler ve isterlerse sizinle irtibata geçecekler. Şunu da aklınızda tutun: Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar çok tanınırsınız, o kadar çok iş imkânı size sunulur.

Bir diğer yöntemde hepimizin bildiği freelance iş arama sitelerine üye olmak, buraya öz geçmişinizi bırakarak, devamlı bu siteleri takip edip istediğiniz iş için başvuruda bulunmak. Ya da ben iş aramam, onlar beni arasın der; freelancer arayanların öz geçmişinizi görüp sizinle irtibata geçmelerini beklersiniz.

Avantajları ve dezavantajları neler?

Freelance çalışma şekli ülkemizde çok popüler bir yöntem olmadığından dolayı bu işin hem avantajları hem de dezavantajları mevcut; kişinin beklentileri ile ortaya çıkan sonuç birbirlerinden farklı olabilir. Bu nedenle bu şekilde çalışacak birinin gözlerini kapatıp risk alması ve doğabilecek her türlü olumsuzluğa karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Öncelikle avantajlarından bahsedelim ki biraz olsun içiniz rahatlasın. Bu işin birçok olumlu yönü var. Öncelikle yaptığınız işlerin hepsini kendiniz seçtiğiniz ve bir yere bağlı kalmak zorunda olmadığınız için yaptığınız işten zevk alıyorsunuz. Kendi programınızı kendiniz belirliyor; işinizi hayatınıza uydurabiliyorsunuz. İşinizi zamanında teslim ettiğiniz sürece hangi gün hangi saatte, kaç saat çalışacağınıza kendiniz karar verebiliyorsunuz. En önemli avantajlarından biri kendi evinizden çalışmak, istediğiniz kadar uyumak, erken kalkmak zorunda olmamak.

Serbest çalışmanın bu keyif verici avantajlarının yanında sizi düşündürerek karamsarlığa sürükleyebilecek olumsuz yönleri de var. En önemlisi yapacağınız işin belirsizliği. Bu şu demek oluyor: Yaptığınız işler çoğu zaman kısa süreli olduğu için hemen iş bulmanız zor olabilir, bu da kazancınızı etkileyecek büyük bir sorun yaratır. Geleceğinize yön verecek kazanç faktörü belirsizleştiğinde, otomatik olarak bu işten soğuyorsunuz. İkincisi bir şirkete tamamen bağlı olmadığınızdan sağlık sigortası ve emeklilik gibi imkânlardan faydalanamamanız. Hem sağlık masraflarının hem de emeklilik ödemelerinin karşılanması sizin için önemliyse çok zorlanacağınız aşikâr. Bir gün siz de uzun yıllar süren iş hayatı sonunda yorulacaksınız ve evinizde dinlenmek isteyeceksiniz. Bu durumda sigortanızın ve emeklilik maaşınızın olması gerekecek. İşte bu bağlamda yıllarca freelancer olarak çalışmanın size pek bir faydası dokunmayacak. O yüzden priminizi dışarıdan siz ödemek zorunda kalabilirsiniz, bu  da size ekstra maliyet demek.  Bu işin bir de sosyal yönden dezavantajı var. Toplumun freelance çalışanlara bakışı pek de iç açıcı değil; freelancerlara işsiz muamelesi yapılıyor ve bu kişisel bir başarısızlık olarak nitelendiriliyor. Bu kişiler evlerinde ya da kendi istedikleri başka bir yerde çalıştıkları için bu bir ciddiyetsizlik olarak algılanıyor.

Evet, bir freelancer olmanın avantaj ve dezavantajlarını üç aşağı beş yukarı bunlar… Bu noktada yapmanız gereken hayatınızın nasıl gelişmesini istediğinizi belirlemek; isteklerinizi kafanda oturtmanız ve freelancer olmanın size uygun olup olmadığına karar vermeniz.